Doğru Zamanda Doğru Ürün Teslimi

İhracatta en önemli unsur müşterinin ihtiyacı olması ve size talep ile gelmesidir.

A2 Aksesuar Firma sahibi Ömer Mete ALLİ ile gerçekleştirdiğimiz söyleşide “İhracat” konulu sorularımızı şu şekilde yanıtladı;

2017’nin son çeyreği nasıl geçiyor? 2018 için öngörüleriniz nelerdir?

A2 firması olarak bizim açımızdan iyi geçtiğini söyleyebilirim. Umarım sektör açısından da iyi geçmiştir. Ekim ayını değerlendirdiğimiz zaman 2017’nin son çeyreği iyi geçiyor. Ekim ayı oldukça yoğun bir aydı. Kasım ve aralık aylarının da bu şekilde devam edeceğini umuyorum.  Açıkçası sektör ve piyasalar çok tedirgin. Riskli bir dönemden geçiyoruz. Sürekli bir kur dalgalanması yaşanıyor. Bu da bizim üzerimizde nasıl bir etki yaratacağı hakkında bir fikir yürütmemize engel oluyor.  Ama gerçek olan şu ki 15 aralığa kadar birçok devlet ihalesi, TOKİ ortaklığı işler ve emlak konut ortak işlerinin hepsinin bir şekilde bitirilmesi gerekiyor. Yani yeni yıla devretmeden hak edişlerin girmesi gerekiyor. Bu yüzden 15 aralığa kadar çok yoğun bir dönem olacağını düşünüyorum.

2017 bizim için çok ilginç bir yıl oldu. Genel anlamda yılın ilk üç ayı sektörün iş kolları açısından seyrek ve durgun olduğu aylardır. Fakat bu sene çok verimli başladı ve o şekilde de devam etti. Bu yıl ne kadar olumlu bir şekilde sonlanacak olsa da bütün iş kolları için 2018’in çok iyi başlayacağını düşünmüyorum. Finans açısından yılın üç ayı bütün şirketler için sıkıntılı geçecek gibi gözüküyor. Herkesin dikkatli bir planlama yapmasını öneririm.

Günümüzde potansiyel iş anlamında tahsilat, çok büyük bir sorun yaratıyor. Bu yüzden kasım ve aralık ayında sıkışık bir pazar olacağını diye düşünüyorum. Satış konusunda bir sıkıntı olmasa da şartları iyi değerlendirmek gerektiğinden yanayım. Son çeyrek, muhtemelen her firma ve sektör için iyi geçecektir. Çünkü son üç ay en iyi ciroların yapıldığı dönemdir. Geri dönüşümlerin olumlu olması açısından bu avantajı iyi değerlendirmek gerekiyor.

Firma olarak ihracatta öne çıkardığınız ya da çıkarmayı planladığınız ürün grupları hakkında bilgi verir misiniz?

Biz şirket olarak tamamen ithal ürün satan bir şirketiz. Bu ürünlerin tamamıyla ilgili yurtdışı pazarlarda mücadele veriyoruz. 2016 yılından 2017 yılına girerken ihracat konusunda geçen yılda yaptığımız cironun iki katı olması konusunda bir hedefimiz vardı. Yılın bitmesine iki ay kala bu hedefimize ulaştık. Bu ihracatta bizim için çok memnun edici bir olaydır. Şu an da bu hedefin üzerine yapacağımız her şey gelecek yılın hedeflerini belirleyecek. Bu başarıda Avrasya Pencere Fuarı’nın etkisi çok büyük. Bu sene yine yerimizi alıp ihracat için müşterileri bekleyeceğiz. Tüm ziyaretçilerimizi standımıza bekliyoruz.

İhracat hedeflerinizi ve pazar yapılanmanızı belirlerken hangi kriterleri göz önünde bulundurmaktasınız?

İhracatta en önemli unsur müşterinin ihtiyacı olması ve size talep ile gelmesidir. Bunu göz ardı ederek Ortadoğu’da veya Türkiye’de pazarlama yapmanın yanlış olduğunu düşünüyorum. Firma hedeflerine göre fuara katılıp ürünlerin tanıtılmasından yanayım. Böylelikle müşterileri en iyi şekilde ağırlayarak ikna edebilme şansınız artıyor. Böyle bir yol izlemenin daha sağlıklı olacağını düşünüyorum. Bu düşünce başka firmalara göre bir hedef olmayabilir. Fakat firmamızın aktif, pozitif bir şekilde pazarlama yapma gibi bir durumu yok. İhracat için personel yapımız bu yapılanmaya göre şekilleniyor. Açıkçası ihracatta aktif bir pazarlamayı uygun bulmuyoruz. Çünkü aktif pazarlamanın ihracat pazarına bir sıfır yenik başlamak olduğunu düşünüyorum. Bizim stratejilerimiz arasında böyle bir şey bulunmuyor. Her zaman galip başlamak istiyoruz. Müşterilerin talepleri doğrultusunda şartları biz belirliyoruz. Şirket yapımız gereği ihracat pazarlarındaki düşünce ve duruşumuz bu şekilde. Böylelikle şartları bizim belirleyeceğimiz bir ticaret ortamı yaratıyoruz. Aktif pazarlama durumunda şartları müşteri belirliyor. Bu da zaten düşük olan karlılıklarımızı iyice yok ediyor. Müşterilerin memnuniyeti için müşteri oluştuktan sonra onları ziyaret ediyor ve teknik destek veriyoruz. Fakat bütün firmalara gidip ticaret yapma mentalitesini desteklemiyoruz.

2018 yılı için ihracat politikalarınız nelerdir?

2018 yılı için hedeflerimiz doğrultusunda politikalarımız bulunmaktadır. Pazar artırımı için hedeflerimizin içerisinde hiç ihracat yapmadığımız ülkeler var. Bu alanda gelişmesini beklediğimiz durumlar var. Fuarlar bizim için çok büyük bir etken. Fuarlara katılımda o ülkelerden ne kadar çok katılımcı olursa daha fazla ilişki kurma şansımız oluyor.  Bazı ülkelerde partner çalıştığımız şirketler var. Onların hedefleri doğrultusunda hareketlerimize yön veriyoruz. Gerçek anlamda partnerlik yapıyoruz, çalıştığımız firmaların bulunduğu ülkelere müdahale etmiyoruz. O ülkelerdeki faaliyetleri partner firmalarımıza yönlendiriyoruz. 2018 yılında da bu faaliyetlere devam edeceğiz ve yılın sonunda belirleyeceğimiz hedefler doğrultusunda yolumuza devam edeceğiz. 

Türkiye’de ihracatın gelişmesinin önündeki engeller ve bu engelleri aşmak için firmalara düşen görevler hakkında neler söylemek istersiniz?

İhracatın gelişmesinin önündeki engeller olarak firma politikalarının yanı sıra dış politikalar da çok belirleyici olabiliyor. İhracat pazarında Türk ürünlerine büyük bir önyargı var. Bu kötü ürünler ürettiğimizden kaynaklanmıyor. Birçok sektörde fazlasıyla başarılı olduğumuzu düşünüyorum. Ama öncesinde girilen pazarlarda Türk malı değer bulamamış. Bunun nedenleri arasında imalatçılar ve satıcılar var. Müşteri memnuniyetini hiçe sayan, kaliteyi düşüren ve etik olmayan davranışlarda bulunulduğundan Türk ürünlerine olan bakış açısı değişmiş. Bu bizim için çok kötü bir imaj.  Biz bu algıyı yıkmaya çalışıyoruz.  Çünkü algı değişmediği sürece firmalar kendilerini anlatmakta zorlanıyor ve ekstra bir çaba harcıyor. Türk firmalarının daha hassasiyetle bu konu üzerinde durmaları gerekiyor. Her şeyden önce de ticaret, imalat ve satış yapan firmaların kaliteye önem vermeleri gerekiyor.

Bizim çizgimiz bu konuda çok net. Bizim için tek pozisyon doğru zamanda doğru ürünü teslim etmek.  Müşterilerimize söz verdiğimiz tarihte teslimatlarımızı gerçekleştiriyoruz. Sonucunda da memnuniyet belirten mesajlar alıyoruz. Bu bizim için çok güzel bir durum. Ülke olarak kötü bir imaja sahip olsak da doğru ticaret yaparak bu algıyı değiştirmemiz gerekiyor. Özellikle yeni gireceğimiz pazarları, yapılanacağımız bir bölge olarak görmek gerekiyor. Umarım firmalar gerekli özeni gösterirler. Bunu ihracat pazarındaki en büyük sıkıntı olarak görüyorum.

Kredi garanti fonu hakkında ne düşünüyorsunuz?

Bu kredilerle işlerine yatırım yapan birçok firma oldu ve geri dönüşler başladı. Devlet ikinci bir kredi garanti fonu çıkartıyor. Bu fon doğru yerlere gidip doğru şekilde kullanılırsa iyi yatırımlara destek verebilir. Fakat iyi denetlenmesi gereken bir sistem olmasının yanında büyük zararlara yol açabilir. Çünkü batmak üzere olan bir firma kredi garanti fonu destekleri ile işlerini yürütemediğinde daha sıkıntılı bir duruma düşebilir. Bu riske girmek ne kadar doğru bunu iyi değerlendirmek gerekiyor. Sistem doğru yönetilmezse daha büyük bir çöküşe sebep olabilir. Bu bütün sektörlerde geçerlidir. Doğru önlem alınmalı ve devlet tarafından doğru kontrol edilmelidir. Bu krediyi genellikle bankada kredi kullanamayan, limitleri dolu olan firmalar tercih ediyor. Bu fonun yüksek faiz oranları nedeniyle işine yatırım yapmak isteyen firmalar için bir avantaj olduğunu düşünmüyorum. Devlet düşük faiz oranlarıyla destek verebilir ve harcamaları denetleyip bu fonu yalnızca iş yatırımı için kullanılmasını sağlayabilir. Böylece ekonominin canlanma şansı olabilir.  Ama bu pozisyonda ekonomiye bypass yapılıyor. Bunun ekonomiye daha çok zarar vereceğini düşünüyorum.

Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Mayıs veya haziran ayında derginize verdiğim röportajda da söylediğim gibi, ekonomik anlamda sıkıntılı bir sürece giriyoruz. Son çeyreğe çok dikkat edilmesi gerekiyor. Devlet olarak piyasaya suni teneffüs yapılıyor fakat ne kadar yeterli olacak bilemiyorum. Umarım yeterli olur.